birçoğu

[bi'rçoğu]
is. 很多人(或物): Çocukların birçoğu okula gidiyor. 很多孩子都上学。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • birçoğu — zm. Çok sayıda olan kimse veya şey Ziyaretçilerin birçoğu geri döndü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belirsizlik zamiri — is., dbl. Adın yerini belirsiz, kabataslak tutan zamir, belgisiz zamir: bazısı, birkaçı, birçoğu, azı, herkes, biri vb …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çok — sf. 1) Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay 2) zf. Aşırı bir biçimde Ben annemi çok severim. Birleşik Sözler çok anlamlı çok ayaklılar çokbilmiş çok çok …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çokları — zm. Birçoğu Çoklarını dinledim …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • erkek organ — is., bit. b. Bitkilerde taç yaprakların çevrelediği, döllenmeyi sağlayan tek veya birçoğu bir arada bulunan organ …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • idealist — sf., Fr. idéaliste 1) Ülküsü olan Birçoğu menfaat ve politika adamı, bir kısmı idealist idi. F. R. Atay 2) is. İdealizm öğretisine bağlı filozof …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • neft — is., kim., Far. neft 1) Organik maddelerin ayrışmasından oluşan tutuşur sıvıların birçoğu 2) Çoğunlukla boyacılıkta kullanılan, petrol türevlerinden bir çeşit mineral yağ, neft yağı Birleşik Sözler neft yağı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • önerge — is. Meclis, kongre vb. resmî bir toplantıda, herhangi bir konu veya sorunla ilgili olarak bir öneride bulunmak için üyelerden biri veya birçoğu tarafından başkanlığa verilen, oya konularak karar verilmesi istenen yazılı kâğıt, takrir Birleşik… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • salkım — is. 1) Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve Bunu görünce Behzat da iki salkım muzu oradakilere dağıtmış. M. Ş. Esendal 2) bit. b. Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu 3) bit. b.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tutam tutam — sf. Tutulacak kadar birçoğu bir arada olan Şakaklardan dökülen tutam tutam kıvırcıklar başının genel görünüşünü gösterişli bir saç ve renk yığını hâline sokuyordu. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pençesine düşmek — yakalanmak Karaborsa davalarında ise bunların nüfuzları sıfırdan aşağıdır çünkü bu hususta birçoğu Millî Korunmanın pençesine düşmeye namzettir. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.